Gereksizler Kutusu'nun Düşündürdükleri

Derleyen ve Yazan: Tolgay Keskin



Kitsch’in Tanımı


Klişe Tanım


Kelimenin kökeni belirsizdir ancak 19. yüzyılda Almanya ve Avusturya’da yaygındır. Sözcük olarak Kitsch; rüküş, adi, taklit, bayağı ve banal ticari ürünleri tanımlamak için kullanılır. Terim olarak Kitsch ise Münih’in sanat piyasasında ortaya çıkar. Değerli sanat eserlerinin sanatsal değeri olmayan reprodüksiyonlarını ve sanayide seri imal edilmiş kopyaları tarif eder. Herkes tarafından ulaşılabilir bu ucuz ürünlerin kolayca pazarlanmasıyla “sanat” erişilebilir olur. Andy Warhol ve Jeff Koons gibi sanatçılar da Kitsch üretimi dışlamak yerine kucaklar.


Kitsch Gerçeği


Kitsch’in, aldatıcı doğasından dolayı, gerçek tanımı zordur. Kitsch, karşıtı olmayan olumsuzlanamaz bir kavramdır. Bu yüzden iyi veya vasat olarak tanımlanan sanat eserlerinden ayrılır. Estetik konular ile bütüncül olarak tarihsel ve antropolojik bir öznel değerlendirmeyi içerir. Yani Kitsch, zaman ve kültür bağlamındaki bireyin göreceli değerlendirmesine bağlıdır.


Kitsch; seri üretim, tekil ve özel olmak ile ilgilidir ancak Kitsch’in endüstri devrimi ürünü olup olmadığı tartışılır. Endüstri devriminden önce de Kitsch’in -başka bir terimle de olsa- var olduğu iddia edilir. Eğer Kitsch, kitle kültürünün bir sonucuysa, zaten kaçınılmazdır.


Kitsch ve Saygın Sanat Sorunsalı


Kitsch’in genellikle hediyelik eşya dükkânlarındaki ucuz nesneler olduğu iddia edilir. Sanat dünyasına Kitsch giremez. Sanat eğitimi almış elitlerin böyle kibirli bir tutumu vardır. Sanat eğitimi ile Kitsch’in ayartıcı gücüne karşı bağışıklık mı kazanılır?


Peki, Kitsch’i saygın sanattan ayıran nedir? Bu iddialı bir sorudur çünkü cevabı, saygın sanatı belirleyenin ne olduğuna bağlıdır. Sanat tarihinde saygın sanatı, belli bir bağlam içinde sanata hâkim olan iktidarın belirlediği görülür.


Sanat Tarihi ve Değişen Sanat Kuramları


İlkel toplumların din kapsamında gördüğü “sembolik” sanat, toplumun ortak malıydı; toplum ve birey yaşamının ayrılmaz parçasıydı. Feodal dünyada da dinden bağımsız dünyevi bir sanat düşünülemezdi. Sanat, din adamlarının tekelindeydi ve tanrının dışa vurumu olarak kabul edilirdi. Dante, güzelin çıkış yerinin insan doğası olduğunu belirterek sanat kuramını ilk kez akla dayandırdı. 17. Yüzyıl Fransız Mutlakıyeti, geçerli tek tür sanat olabileceğini iddia etti. Aydınlanma Dönemi düşünürlerinin ardından sanatın toplumu geliştirme görevi taşıdığı savunuldu. Sanat toplum sorunlarını çözmeliydi. Goethe, doğa taklidini yererek üslubu ve öznelliği vurguladı. Nietzsche, sanatın kuramsal analizini savundu.


Tüketim Çağında Sanat


Kapitalizm ve sanayi üretimi, sanat üzerinde iktidarını kurarak toplumun bilinçdışını Kitsch’e çevirdi. Toplum artık trans-estetik bir evredeydi ve sanat sahip olduğu ayrıcalığı yitirdi; sanat artık her yerdeydi ve herkes sanat yapabilirdi.


“Sanat; bayağılığa, atıklara, vasatlığa, değer ve ideoloji diye el koyuyor.” Jean Baudrillard

Sanki ilk çağların sembolik sanatına geri dönülmüştü. Ancak bu, ilk çağların dinî sembolizminden farklı olarak, içi boşaltılmış “mekanik” bir sembolizmdi. Böyle bir sanatın gündeme gelebilmesinin yolu ise kuru laf ile dillendirilmesiydi. Bu yüzden sanat nesneleri, aşırı yükleme bir kuramsallık ile sunuldu.


“Artık bakışın imkânı bile yok - resim artık kendisine bakılmasına yol açmıyor, çünkü … artık sizi ilgilendirmiyor, size bakmıyor. Sizi ilgilendirmiyorsa, size bakmıyorsa, demek ki sizi tamamen kayıtsız hâlde bırakıyor.” Jean Baudrillard

Elit Sanat Dönemi


Sanatın kuramsal yüklemeler ile sunulan yeni bakış açıları çoğunluk tarafından beğenilmiyor ve anlaşılamıyordu. Yeni sanat, toplumu “anlayanlar” ve “anlamayanlar” olarak ikiye ayırdı.


“Sanat, artık bütün olarak bayağılığın üst-dilinden ibaret.” Jean Baudrillard

Bir yandan da sanat; bienaller, yıldızlar, sözleşmeler, sosyal medya gösterişleri ve sergiler ile dev bir ticaret sahasına dönüştü. Sanat artık aksi düşünülemez bir saygı ve korkuyla karşılanıyordu. Sanat nesnelerinin kitleler ile ve kitlelerin sanat nesnesiyle iletişim kurabilmesinin yegâne yolu, sosyal medyada gösteriş amaçlı onu görünür kılmasıydı. Böylece içi boşaltılmış sanat ile iletişimin de içi boşaltılarak tüm süreç Kitsch bir hâle gelmiş oldu.


Vaftiz Edilen Sanat


Sanat, sanat dünyasının aracıları tarafından “sanat” olarak vaftiz edilen şeydir. Bir şey, seçkin bir grup tarafından tüketiliyorsa, estetik olarak değerli olduğu iddia edilir. Aslında sanatın belli kalıplar içinde olmasını zorunlu kılan hiçbir şey yoktur. Fakat herkesin uyduğu gizli bir anlaşma böyle bir baskı yaratır.


Bir Sanat Eserinin -Tüm Tartışmalara Rağmen- Tasdiki


Gerçek sanat eseri, gerçeği daha değerli kılan, canlandırıcı bir deneyim ve dönüşüm potansiyeli sunar.


“İnsan, gerçeklik ile arasındaki ilişkiyi sanat sayesinde belirler.” Goethe

Size yoğun bir heyecan hissettirir çünkü sanatçı, eserinin konu aldığı gerçekliği dönüştürerek daha önce fark edilmemiş bir bakış açısını size gösterir. Bunu çeşitli yöntemlerle yapabilir: konuyla ilgili fikirleri ve çağrışımları keskinleştirebilir, genişletebilir, yoğunlaştırabilir veya tamamen değiştirebilir.


“Sanat doğa değildir, yeni duygusal tepkiler yarattığı yeni ilişkilere girerek dönüşmüş olan doğadır.” John Dewey

“Önemli olan, bir sergiden çıktıktan sonra adım attığımız dünyanın, sergiye girmeden önce ardımızdan bıraktığımız dünya olmamasıdır.” Nelson Goodman

Kitsch Galerilere Nasıl Girebiliyor ve “Yüksek Sanat” Oluyor?


Kitsch, galerilere sızmayı başarırsa, Kitsch olmaktan çıkar mı? Yoksa galeri ve etkinlik Kitsch’leşir mi? Aslında Kitsch olan birçok çalışma, galeri ziyaretçilerine “yüksek sanat” diye yutturulmaya mı çalışılıyor? Eğer Kitsch galerideyse bu “Kitsch iyidir” mi yoksa “galeri kötüdür” mü demektir?


Sanat artık kültür felsefesiyle okunur; Marksizm, göstergebilim, psikanaliz ve sosyoloji gibi kuramlardan temellenir. Bu yüzden artık sıradan nesnelerle de, göz ardı edilen özellikleri vurgulanarak veya farklı açılardan sunularak, gerçekliğe dair deneyim zenginleşebilir. Bu amaçla Kitsch’ten de yararlanılabilir.


Galerilerin ve müzelerin işlevleri dâhilinde, sanatı sorgulamak ve sınırlarını araştırmak da vardır. Bu yüzden Kitsch’ten yararlanan sanatçılara yer vermeleri de doğaldır.


“Her sanat üslubu yalnızca kendisinin kabul ettiği ölçütlerde değerlendirilmeli.” Alois Riegl

Kitsch’i bir Sanat Eserinden Ayıran Nedir?


Kitsch’ten keyif alanların, yüksek sanattan keyif alanlar kadar haz duyduğu gözlenir. Kitsch nesneleri satın alanların, yatırım yapma niyeti yoktur. Onda edebi bir yön görmez veya sanatçısının (olmayan) itibarından etkilenmez. Böyle bir nesneye sahip olmak ona bir statü kazandırmaz. Bir tüketici, Kitsch bir nesneyi sadece onu sevdiği için alır.


Kitsch’ten faydalanmak ve Kitsch üretmek birbirinden farklıdır. Peki, Kitsch nasıl üretilir ve özellikleri nelerdir? Kitsch üretmenin formülü şu üç özelliğin birlikte kullanılmasıdır:


  1. Yüksek duygu yoğunluğuna sahip nesne/tema tasviri

  2. Tanımlanan nesnelerin/temaların hemen çabasız ayırt edilmesi

  3. Nesne/tema ile ilgili çağrışımların zenginleşmemesi


Duygusal Yoğunluk


Kitsch, sanatsal yönden heyecanlı değildir; sıkıcıdır. Bir yandan da onun temsil ettiği şeye duygusal olarak kayıtsız kalınamaz. Gerçekliğin rahatsız edici yönlerini sansürler ve seyirciden sempatik bir tepki toplar. Bu “hoş, güzel, sevimli, ponçik” tavırla baştan çıkarıcıdır.

Kolay Ayırt Edilebilirlik


“İnsanların yeryüzündeki kardeşliği ancak Kitsch üzerinden mümkündür.” -Milan Kundera

Kitsch, avangart yaratımın ya da henüz evrensel olarak kabul görmemiş geleneklerin alanına girmez. Evrensel duyguları, bulunduğu bağlamın en muhafazakâr temsil geleneğini kullanarak, herkesin anlayabileceği bir dil ile ifade eder. Mümkün olan en fazla sayıda insanı tatmin etmek için çoğunluğun üzerine anlaştığı ortak kaynaklar üzerinden hareket eder. Bu yüzden politika ve pazarlamada çokça kullanılır.


Tek Boyutluluk


Kitsch, güzel imge üzerinden beslenen bir parazittir. Temel duygularımızı ve görüşlerimizi rahatsız etmez veya sorgulamaz. Sanatsal araştırmaya, özgün yoruma, kişisel yaklaşımlara ve yeniliğe bulaşmaz. Gizli anlamlar ve belirsizlikler yoktur. İlk gördüğümüz şey, görülebilecek şeyin tamamıdır. Kafa karıştırmadan zahmetsizce yorumlanır. Gerçeklikle ilişkimizi dönüştürmez. Deneyimlerin etkisini yumuşatır.


Sanatta ve Kitsch’te Görecelilik


Kitsch bu üç özellik ile yaratılabilir. Ancak insanların, çağların ve kültürlerin bu üç özelliğe bakış açıları görecelidir. Bu yüzden Kitsch de, sanat gibi, göreceli hâle gelir. Kitsch’te “öznel görecelilik” ile “sosyo-tarihsel görecelilik” beraberdir.


Heinrich Wölfflin ve Alois Riegl şu düşünceyi savunurlar: Farklı zamanlar farklı sanatlar yaratır. Her dönemin sanatı görecelidir.


Her dönemde Kitsch bulunabilir ancak kültürel ve kişisel standartlara göre dünün, bugünün ve yarının Kitsch’leri birbirinden farklı olabilir. Yani, bir yaratımın Kitsch olarak değerlendirilmesi zamana, kültüre ve özneye bağlıdır. Kitsch, çağın veya kültürün ruhunun ortak mutabakat ile tanımlayıp yapıştırdığı bir etikettir. Aynı sanat nesnesi hem Kitsch olabilir hem de olmayabilir.


Bir Örnek: Avangart’tan Kitsch’e Empresyonizm


1870’lerde Empresyonistler, insanların çağrışımlarını zenginleştirmiş ve çevreyi daha algısal görmeyi öğretmiş. O zamanlarda o kadar avangart bir hareketmiş ki “yanlış” ve “kabul edilemez” olduğu düşünülüyormuş. Dönemin otorite sanat eleştirmeni Albert Wolf le Figaro, 2. Empresyonist sergi hakkında şöyle yazmış:


“İnsanoğlunun ne beyhude, ne delice işlerle uğraştığını görmek gerçekten ürkütücü… Birileri Pissaro’ya ağaçların mor, gökyüzünün de tereyağı renginde olmadığını anlatsın; çizdiği şeylerin gerçekte var olmadığın ve hiçbir aklı başında insanın böyle bir çer çöpü kabul etmeyeceğini söylesin. Birileri Degas’a makul olması gerektiğini ve sanatta gerçekten çizim, renk, teknik ve anlam gibi şeylerin mevcut olduğunu söylemeyi denesin.”


Empresyonizme aşina olduğumuz bu çağda artık o resimler bizim gerçekliğimizin de doğal bir temsilidir. O kadar doğaldır ki ortaya çıktığı dönemdeki tepkileri anlamayız.


Kitsch, yenilik eskidiğinde ve sıradanlaştığında devreye girer. Bu yüzden günümüzde empresyonist tarzda Kitsch yapılabilir.


Dünya Kitsch


Her sanat etkinliğinin Kitsch olma tehlikesi vardır, denebilir.


Şöyle bir toplum/kültür hayal edelim: Bireyleri duygusal dinginliğe/duygusuzluğa erişmiş; tüm üretimler onlara göre çiğ bir duygulanım… Zekâ seviyeleri çok yüksek olduğundan sanatsal bir yaratıma baktığında tüm katmanları hemen kavrıyorlar ve sanatsal her tür yaratım onlara tek boyutlu görünüyor. Tüm evrenin her türlü bireysel ve toplumsal kuramlarına/duruşlarına hâkim oldukları için de her değer onlarda ortak… Böyle bir kültüre o zaman bütün dünyevi sanatsal üretimler Kitsch gelecektir.


“Eğer Marslılar Dünya’ya şöyle bir baksalardı muhtemelen onu Kitsch olarak yeniden adlandırırlardı.” Jacques Sternberg

Belki de ne kadar android hâline gelirsek veya bilgi/görgü dağarcığımız gelişirse, tüm yaratımları Kitsch olarak etiketlemeye mahkûm oluruz. Belki de tüm yaratımlar zaten birilerine göre Kitsch’tir, kimilerine göre değildir, denilebilir. Bu yüzden “Sanat öldü,” gibi ithamlarda bulunanlar bu düzeye erişmiş kişiler midir? Peki, buna tepki olarak “aykırı” veya “has” sanatsal üretimde bulunmaları da onların tezine göre “Kitsch” kaçmaz mı? İçinde insanlığa dair herhangi bir tini barındıran bir yaratımın Kitsch olup olmadığını tartışmak boşuna mıdır?


“Gereksizler Kutusu” sergisi hakkında


Gereksizler Kutusu sergisini şöyle yorumlayabilirim:


  • Tüketim toplumunun artıklarını göze sokmakla protest Dadaist bir tavır takınır.

  • Kuramsal yüklemeleri, üretici değil ayartıcı yanı ve dada tekrarı ile mekanik sembolizm dâhilinde Kitsch bir etkinliktir. Bir tarafla bu yüzden gülünür.

  • Sanatın ve galerilerin sınırlarını ve işlevini sorgulamakla çağdaştır.

  • Katılımcılığı teşvik ederek elitleştirmeden uzak, erişilebilir ve anlaşılabilir olur; toplumsal bir problemi çözme girişimiyle aydınlanmacıdır.

  • Psikolojik yönden tüketim metasını sorgulayarak kültür felsefesinden yola çıktığını belirtir.


Yani, bütün bu gerilimli ve muğlak ruhuyla; kendini sürekli imha edip yeniden onaylayan döngüleriyle ve sanatsal niyetiyle hem bir tarafımla güldüğüm hem de çok değerli bulduğum bir sergidir.


Kaynaklar


Sanat Komplosu - Jean Baudrillard

Kitsch ve Sanat - Thomas Kulka

Sanat Kuramına Giriş - Özkan Eroğlu


https://www.e-skop.com/skopbulten/Kitschin-dayanilmaz-cekiciligi/2273

https://tarihibilgi.org/Kitsch-nedir/

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Filtre Platform

Sanat Tasarım Etkinlik